Bitkilerde ara

İsimlerde
Detaylarda

Hastalıklarda ara

İsimlerde
Detaylarda


Bitkiler


Hastalıklar

HASTALIKLAR - Sedef hastalığı (tedavi edilemeyen psoriasis)
Adı Sedef hastalığı (tedavi edilemeyen psoriasis)

Avusturya ve Almanya’nın her bölgesinden, tip doktorları tarafından iyileştirilemez olarak tanımlanan sedef hastalığına yakalanmış kişilerden, yardım arayan mektuplar alıyorum. Ama, Tanrının eczanesinin şifalı bitkilerine inanan bizler, Tanrının bize bol bol bağışladığı orman ve kir bitkilerinin yardım edebileceklerini biliyoruz!
           Bu ıstıraplı hastalığın değişik türleri vardır: Kırmızı Sedef Hastalığı denileni, sınırları koyu kırmızı lekelerle tanınır. Bir başkasında, deri, balık derisi gibi, pullarla kaplıdır. Daha değişik bir türünde de, deri kösele gibidir ve çatlaklarla doludur. Bu çatlaklar akşamları derinleşerek, hastalara anlatılamayacak acılar çektirir. Bunun yani sıra da, hasta için çok ağır bir sinirsel yük oluşturan kaşıntıları unutmamak gerekir. Hastanın her hareketinde, deriden pek çok pul dökülür. .Uzun yıllar önce, boynundan aşağı olmak üzere tüm derisi kösele . gibi kalın ve çatlaklarla dolu olan, saçları dökülmüş ve çok acılar çekmiş 38 yaşındaki bir kadından söz edildiğini duymuştum. Hastanede, boynundan aşağı tüm bedenini bir plastik torbaya alarak, ıstırabını azaltmaya çalışmışlardı. Böylece deri biraz yumuşamış ve ağrılar azalmıştı. Ama onun bu derdine tam olarak bir çare bulamıyorlardı. Daha o zamanlar, diyet ve kan temizleyici, zehirlerden arındırıcı bitkilerin bu tür hastalıkları iyi edebileceğini düşünmüştüm. Karışımını benim hazırladığım çayı ve gereken diyetiuyguladıktan sonra, altı ay içinde başarıya ulaştık. Bu kısa süre içinde saçlar yeniden uzadı ve deri pürüzsüz ve lekesiz bir duruma geldi. O zamandan beri, sedef hastalığına tutulan pek çok kişiye yardım ettim. Hastalık, karaciğerin çalışmasındaki bir aksaklıktan kaynaklanıyor. Yanı, şifalı bitkilerin yani sıra, kesin bir karaciğer diyetine de uymak  gerekiyor: Salam, sosis türü et gıdaları, domuz eti ve onun çorbaları yenilmemeli. Sirke, meyve suyu, şarap, limon, portakal, greyfurt gibi asitli maddelerin yanı sıra, çilek türü meyveler ve suları, çiğ elma, kahve, çikolata, kakao ve hasta karaciğerin kaldıramayacağı asitler ürettiği için, arı balı. Ayrıca, tüm balık konserveleri, isli balık, bezelye, mercimek, fasulye ve alkolün her türünden kaçınılmalıdır. Uygun olan yiyecekler ise, süt ve sütlü yiyecekler, şekersiz krema ile hazırlanan salatalar, dana eti gibi hafif etler, tavuk eti, haşlanmış sığır eti, balık, hafif sebze ve her gün, meyve yerine elma kompostosu.
çay harmanı: 10g Meşe Kabuğu, 30g Kırlangıçotu, 30g Söğüt kabuğu, 50g Isırgan otu,40g Orman Keçisakalı,30g Çıban otu,20g şahtere otu,30gAynısafa,20g Ceviz kabuğu,20g Civanperçemi.
Bu bitkiler, ince kıyılarak çok iyi harmanlanmalıdır. Bir fincan kaynar suya bir çay kaşığı bitki kullanılır ve demlenmesi için üç dakika beklenir. Olanaklar elverdiğince taze bitki kullanmak daha doğrudur. Bu çaydan gün boyunca bir buçuk-iki litre yudumlanarak içilmelidir. Her yudum beden tarafından hemen emilecek ve değerlendirilecektir. Hasta deri, günde iki kere domuzun içyağı ile yağlanmalıdır. Sedef hastalığının kabuklu türünde ise, taze ve iyi yıkanmış Kırlangıçotu mikserden geçirilerek, bitkinin özsuyu elde edilir. 50g içyağına 5g özsu olmak üzere, karıştırılarak bir merhem yapılır. Bu merhemin yapımında gereğinde Ebegümeci özsuyu da kullanılabilir. Merhem buzdolabında saklanmalıdır. Tüm bunların yanı sıra, Itır Çiçeği kaynama suyu katkılı banyolar önerilir. Ebegümeci ve Atkuyruğu tam banyoları (eşit oranda karıştırılmış bitkilerden banyo başına 200g bitki geceden soğuk suya koyulur), 20 dakika banyo süresi, kalp suyun dışında kalmak üzere yapıldığında, kaşıntıyı azaltır ve iyileşmeye yardımcı olur. Tüm buuygulamalar, sinirsel deri hastalıklarında da (nevrodermitis) yardımcı olur.
             Bir ailenin iki çocuğu sedef hastasıydı. On iki yaşındaki kız iki yaşından beri ve erkek kardeşi de bir yıldan beri hastaydılar. Anne ve baba her şeyi denemiş, sayısız doktora başvurmuş, ama ne yazık ki hiç bir düzelme sağlayamamışlardı. Çocuklar, yazın büyük bir zevkle aradıkları şifalı bitkiler sayesinde bu hastalıktan kurtulabildiler.  Annenin söylediğine göre, kızın derisi şimdi bir bebeğinki kadar pürüzsüzmüş. Bitki çayını, az da olsa, içmeyi sürdürüyormuş. Başka bir olayda, on iki yaşındaki bir kız çocuğunun yüzü, iki yaşından beri çektiği kırmızı sedef hastalığı yüzünden tanınmaz bir hale gelmişti. Çaresiz kalan ana baba, çocuklarını bu dertten kurtarabilmek için her yola başvurmuşlar. Benim hazırladığım sedef hastalığı reçetesini uygulamaya başladıktan dört ay sonra çocuğu gördüğümde, yüzü yeniden normale dönmüştü. Yukarı Avusturyalı bir iş kadınının bedeninin pek çok yeri kırmızı sedefle kaplıydı. Yukarıdaki reçeteyi uygulamasını. önerdikten dört hafta sonra iyileşmeye başladı. Kırmızı lekeler yavaş yavaş tümüyle yok oldular. Mainz yakınlarında yaşayan bir değirmencide de aynı sonuç elde edildi. Önerdiğim uygulama sayesinde, onun kırmızı sedef hastalığı da kısa sürede iyileşti. 30 yıl boyunca sedef hastalığı çekmiş olan bir hemşire, ekim başında çay kürüne başladı. Yılbaşında bana, sedef lekelerinin tümüyle yok olduğunu bildirdi.
               1972 Ekimi'nde, üç çocuklu genç bir annenin bu hastalığa yakalandığını duyduğumda, buna karaciğerdeki bir düzensizliğin yol açmış olduğu kanısına vardım. Genç kadının her yeri pullarla kaplıydı. Ayrıca, kafa derisi de, hastalıktan kurtulamamıştı. Saçları giderek seyrekleşmiş ve sonunda, insan içine çıkabilmek için peruk kullanmak zorunda kalmıştı. Yaptığı her harekette, yere bir pul yağmuru dökülüyordu. Akşamları deri çalışmaya başlayınca, derin çatlaklar oluşuyordu. Genellikle gece yarılarına kadar ev işi yapıp, gün boyunca da kocasının işine yardım etmiş olan kadıncağız, artık ancak akşamın sekizine kadar ayakta kalabiliyor ve sonra derisini yağlayıp, bir bezle örtünerek yatıyordu. Birkaç kere, haftalar boyunca hastanede kalması gerekmişti. Orada yapılabilen tek yardim ise, boynundan bağlanan bir naylon torbaya sokularak, terleme sayesinde bedeninin yumuşatılması ve böylece ıstırabının azaltılması idi. Belirtilen diyet eşliğinde kan temizleyici bitkiler kullanmaya başladıktan altı ay kadar sonra bu kadın da hastalığından tümüyle kurtuldu. Daha kasım ayı başında o ağır yorgunluğu ve bitkinliği üstünden atmıştı. ilkbaharda da, pürüzsüz bir cilde ve güzel saçlara kavuşmuştu.
               München'den bir mektup: "1977 Ekim'inde, o sırada 13 yaşında olan oğlumla ilgili bir öğüt istemiştim sizden. Doktorların teşhisi, nevrodermitis idi (sinirsel deri hastalığı). 13 yıl boyunca onunla dermatoloji kliniklerini ve halk hekimlerini dolaştık, ama hiçbir olumlu sonuca ulaşamadık. Doktorlar ona hep kortizon' verdiler. Yedi yaşındayken, iki ay kadar Davos'da kalmıştık. Oradaki doktorun söylediğine göre, hastalığın iyileşme olanağı yokmuş ve olası değişikliklerinde kortizonla karşılanması gerekiyormuş. Bu kaplıca süresinden sonraki haftalar ve yıllar korkunçtu. Sürekli olarak yüksek ateşle gelen krizler, tabandan başlamak üzere tüm bacakta apseler, avuçlarda iltihaplanmalar,.. dizkapakları, kulak memeleri, boyun ve yüzde açık yaralar. En kötüsü de, hiç dinmeyen kaşıntılar ve ağrısız bir adim bile atamamasına neden olan, kasıklarındaki, güvercin yumurtası iriliğindeki bezeler. 1972 Ekimi'nde durumu öylesine kötüleşmişti ki, onu hastaneye yatırmak zorunda kaldık.i Doktorlar bir deri sepsisinden söz ediyorlardı. Uygulanmaya i . başlanan yoğun bir kortizon tedavisinden sonra, apseli bir apandisit olayıyla karsılaştık. O zaman bir doktor bize şöyle demişti: "Apandisit olduğu için sevinmelisiniz. Bu tür tedaviden sonra çocuklar mide ülserine yakalanıyorlar"' Yapılan testler sonunda, son zamanda Martin'in, tüm otlara, çiçek tozlarına, kıllara, mantarlara ve tozcinsilerine karşı alerjisi olduğu ve egzama çıkardığı belirlendi. 1973 Şubatından 1978 Hazirana kadar bu alerji tedavi edildi. 1977 Ekimi'nden beri Martin, sizin önerinize uyarak, sedef hastalığına karşı günde bir buçuk litre bitki çayı içiyor Daha önceleri pek çok ilacı boşu boşuna denemiş olduğu için, bu çayı da istemeyerek içmesi bizi hiç şaşırtmadı. Hiçbir umudu kalmamıştı artık. çayı içmeye başlamasından sonraki ilk saptaması şu oldu:  Anne, korkunç derecede çok idrara çıkıyorum!" 14 gün sonra, uyandırmak için odasına girdiğimde, gülümseyerek şunları söyledi: "Anne, daha tam olarak yatmadan uyumuşum!" Bebekliğinden beri, yatağa girmek Martin için bir karabasandı. Sürekli olarak kaşınır, saatlerce ve hatta gece yarılarına kadar uyuyamazdı. Uyuyabildiği bu ilk geceden sonra, kendisine iyi geldiğine inanmaya başlayarak, çay termosunu boşaltmaya gayret etti. Bu arada, derisinde de belirgin bir düzelme başladı. Arada bir orası burası yine kaşınıyordu, ama çay içmeye başladıktan sonra hiçbir enfeksiyon olmamıştı. Bazen bu olanlara inanamıyoruz. 1978 Ocağı’ndan beri sargı ve pamuklu eldiven kullanmıyor artık. Mar.tin simdi 9. sınıfta. 1977/78 öğrenim yılı onun için, haftalar ve aylarca hasta olmadan geçirdiği ilk yıl oldu. Bu yıl içinde ne büyük değişiklikler geçirdiğini düşünebilmeniz olanaksız! Artık spor dersine de katılabildiği için çok mutlu. Alerjisine karşı uygulanan tedavi haziranda tamamlandı. Hastanenin doktorları, derideki bu iyileşme hakkında hiçbir açıklama yapamıyorlar." Doğumundan beri nevrodermitis hastası olan 21 yaşındaki oğlu ile birlikte, Bati Almanyalı bir dahiliye uzmanı doktor, 1979 yazında bana geldi. Genç adam geçen bu yıllar boyunca korkunç işkenceler çekmek zorunda kalmıştı' Taze bitki kullanmaya ilk başladığında, burun tıkanıklığı ve kafaya basınç gibi şiddetli tepkiler gösterdi. Atkuyruğu banyolarına iyi uyum sağladı. Itır Çiçeği banyosuna ise, derisi bu yolla çok iyi etkilendiği halde, ters tepki gösterdi. Ama bu olayda da giderek bir düzelme başladı ve en önemlisi de, artık iyileşebileceğini anlamı olmasıydı. 1979 Ekimi'nde hukuk öğrenimine yeniden başladı.


Geri